Hiç Durduk yere mideme bir ağrı girdi, Omuzlarım taş gibi oldu ya da İçim sıkışıyor ama nedenini tam bilmiyorum dediğiniz oldu mu? Çoğumuz bu cümleleri günlük hayatın içinde defalarca kuruyoruz. Ve çoğu zaman bunu sadece fiziksel bir durum gibi görüyoruz. Oysa yıllardır hem psikoloji alanında çalışırken hem de yoga pratiğinin içinde kalırken şunu çok net gördüm: Zihin ve beden sürekli konuşuyor. Biz sadece o dili her zaman duymuyoruz.

Psikoloji bize duyguların bastırıldığında kaybolmadığını söyler. Sadece şekil değiştirirler. Bazen düşünce olarak, bazen davranış olarak, bazen de bedensel bir belirti olarak karşımıza çıkarlar. Özellikle yoğun stres altında olduğumuzda sinir sistemimiz alarm moduna geçer. Kalp atışımız hızlanır, nefes yüzeyselleşir, kaslar gerilir. Yani zihnimizdeki bir tehdit algısı, bedende çok somut bir karşılık bulur. Bu, soyut bir metafor değil; sinir sistemimizin çalışma biçimidir.

Yoga pratiği ise tam burada devreye girer. Çünkü yoga sadece esnemek ya da güçlenmek değildir. Yoga, bedeni bir farkındalık alanı olarak kullanmayı öğretir. Nefesle temas ettiğinizde, aslında sinir sisteminizle temas edersiniz. Kalçanızdaki sıkılığı fark ettiğinizde, belki de uzun süredir taşıdığınız bir yükü fark edersiniz. Göğüs bölgesindeki daralma, bastırılmış bir duygunun izini taşıyor olabilir. Elbette her bedensel his bir psikolojik nedene bağlanmaz; ama bedenin hikâyesini dinlemeyi öğrendiğimizde, kendimize dair çok şey keşfederiz.

Ben yoga derslerimde tam olarak bu köprüyü önemsiyorum. Pozu mükemmel yap yaklaşımından çok, Bu poz sana ne hissettiriyor? sorusunu soruyorum. Çünkü mesele ayağını ne kadar yukarı kaldırdığın değil; o an bedeninde ve zihninde ne olup bittiğini fark edip edemediğin. Psikoloji bilgim bana şunu öğretti: Değişim, farkındalıkla başlar. Yoga pratiği ise bu farkındalığı somut bir deneyime dönüştürür.

Örneğin kaygı yaşayan birinin sadece Olumlu düşün demesi çoğu zaman işe yaramaz. Ama o kişi nefesini yavaşlatmayı, bedendeki gerginliği fark edip düzenlemeyi öğrendiğinde, sinir sistemine Şu an güvendeyim mesajı gönderebilir. İşte bu, zihinden bedene değil; bedenden zihne kurulan bir köprüdür. İki yönlü bir iletişim vardır. Zihin bedeni etkiler, beden de zihni.

Online derslerde en çok duyduğum cümlelerden biri şu oluyor: Bedenimi ilk defa gerçekten dinledim. Aslında hepimiz bedenimizin içindeyiz ama çoğu zaman onunla temas halinde değiliz. Gün boyu ekranlara bakıyor, düşüncelerimizin içinde kayboluyoruz. Yoga pratiği ise bizi tekrar duyulara, nefese, temas hissine getiriyor. Psikoloji tarafı bu deneyimi anlamlandırmamı sağlıyor; yoga tarafı ise bunu yaşatıyor.

Zihinle savaşmak yerine onu anlamayı, bedeni zorlamak yerine dinlemeyi seçtiğimizde arada görünmez bir bağ güçlenmeye başlıyor. Daha regüle bir sinir sistemi, daha net bir zihin, daha güvenli bir iç alan… Bunlar bir gecede olmuyor ama düzenli pratikle mümkün.

Eğer siz de sadece fiziksel bir yoga deneyiminden fazlasını arıyorsanız; zihninizi anlamak, bedeninizle yeniden bağ kurmak ve bu ikisi arasındaki köprüyü bilinçli şekilde güçlendirmek istiyorsanız, online eğitim platformundaki derslerimde bu yaklaşımı adım adım paylaşıyorum. Psikoloji temelli, sinir sistemi odaklı ve güvenli alanı önceleyen bir yoga pratiğini birlikte deneyimleyebiliriz.

Belki de ihtiyacınız olan şey daha fazla zorlamak değil, biraz daha duymaktır. Ve bazen o duyma hali, hayatınızda düşündüğünüzden çok daha büyük bir dönüşüm başlatır.

Gizem Gümüş

Yoga Uzmanı

Uzman Profili