Bir İşaret Dili Eğitmeninin Notları

Konuşmak sadece kelimelerle olmaz. Bazen bir bakış, bazen bir tebessüm, bazen de ellerin anlattığı hikâyeler, binlerce cümleden daha güçlüdür. İşaret dili eğitmeni olarak geçirdiğim yıllar bana bunu defalarca gösterdi. Bugün sizlerle sadece bir ders değil, hayatın içinden birkaç not paylaşmak istiyorum.

"Ben Yapamam" Diyenler Hep İlk Öğrenenler Oldu

Derslerin ilk günü sınıfta en sık duyduğum cümlelerden biri şudur:

"Hocam benim el becerim hiç yok, ben öğrenemem."

Gülümserim. Çünkü biliyorum ki birkaç hafta sonra aynı kişi, hiç zorlanmadan kendini tanıtabiliyor, duygularını ifade edebiliyor ve sağır bireylerle kısa sohbetler yapabiliyor.

İşaret dili, sanıldığı gibi sadece el hareketlerinden oluşmaz. Yüz ifadesi, göz teması ve beden dili de bu dilin ayrılmaz parçalarıdır. Öğrenmeye açık olduğunuz sürece gerisi zamanla gelir.

Sabır En Büyük Öğretmendir

Her yeni dil gibi işaret dili de tekrar ister. İlk günlerde bazı işaretleri karıştırabilirsiniz. Aynı hareketi defalarca yapmanız gerekebilir. Bu oldukça normaldir.

Önemli olan hata yapmaktan korkmamaktır. Çünkü öğrenmenin en doğal yolu denemek ve yanlışlardan ders çıkarmaktır.

Ben öğrencilerime her zaman şunu söylerim:

"Mükemmel olmaya değil, iletişim kurmaya odaklanın."

Çünkü iletişimin özü kusursuzluk değil, anlaşabilmektir.

İşaret Dili Empatiyi Öğretir

Bu eğitim sadece yeni bir beceri kazandırmaz. Aynı zamanda bakış açınızı da değiştirir.

Bir markette, hastanede ya da resmi bir kurumda iletişim kurmakta zorlanan sağır bireyleri fark etmeye başlarsınız. Onların yaşadığı küçük görünen ama aslında büyük olan iletişim engellerini daha iyi anlarsınız.

İşaret dili öğrenen birçok öğrencim zamanla şunu söyledi:

"Artık sadece ellerimi değil, kalbimi de kullanıyorum."

İşte bu cümle, eğitmen olarak aldığım en değerli geri bildirimlerden biridir.

Küçük Bir İşaret Büyük Bir Mutluluk Getirebilir

Bazen yalnızca "Merhaba", "Nasılsın?" ya da "Teşekkür ederim." işaretlerini bilmek bile bir insanın yüzünde kocaman bir gülümseme oluşturabilir.

Çünkü karşınızdaki kişi, anlaşılmaya çalışıldığını hisseder.

Toplum olarak birbirimizi anlamaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. İşaret dili de bunun en güzel yollarından biri.

Öğrenmek İçin Yaşın Önemi Yok

Sınıflarımda lise öğrencileri de oldu, emekliler de...

Kimisi mesleği için öğrendi, kimisi ailesindeki işitme engelli bireyle daha iyi iletişim kurmak istedi, kimisi ise sadece gönüllü olmak için bu yolculuğa çıktı.

Hepsinin ortak noktası ise ilk dersten sonraki heyecanlarıydı.

Yeni bir dil öğrenmenin yaşı yoktur. İstek varsa öğrenme mutlaka gerçekleşir.

İşaret dili öğrenmek sadece yeni kelimeler ezberlemek değildir. Bu yolculuk, farklı hayatlara dokunmayı, önyargıları bırakmayı ve iletişimin gerçek anlamını keşfetmeyi öğretir.

Eğer uzun zamandır "Bir gün öğrenirim." diyorsanız, belki de o gün bugündür.

Unutmayın; bazen en anlamlı cümleler ses çıkarmaz. Ama doğru bir işaret, kalpten kalbe ulaşmayı başarır.

Şenay Güngör

İşaret Dili Eğitmeni ve Tercüman

Uzman Profili