Ders Çalışırken Telefonu Değil, Dikkatini Yönetebilir misin?

Masanın üzerinde açık bir defter, yanında renkli kalemler, bir bardak kahve… Dışarıdan bakıldığında ders çalışmaya hazır bir öğrenci profili. Sonra telefon ekranı aydınlanıyor.

"Bir bakıp geri dönerim."

O birkaç saniye, birkaç dakikaya; birkaç dakika ise bazen fark edilmeden yarım saate dönüşüyor. İlginç olan şu ki, çoğu öğrenci o gün ders çalışamadığını değil, "Çok zaman ayırdığını ama hiçbir şey öğrenemediğini" söylüyor.

Bir eğitim koçu olarak öğrencilerle yaptığım görüşmelerde sıkça karşılaştığım ortak nokta tam da burada başlıyor. Sorun çoğu zaman çalışmaya isteksiz olmak değil; dikkati yönetememek.

Başarını Gerçekten Telefon mu Etkiliyor?

Telefonu suçlamak kolaydır. Peki ya telefon sessizdeyken bile onu kontrol etme isteği?

Bazen asıl mesele cihazın kendisi değil, zihnimizin sürekli başka bir uyarana yönelmeye alışmış olmasıdır.

Bir konu zorlaştığında elimiz telefona gidiyorsa, sıkıldığımızda sosyal medyada dolaşmaya başlıyorsak ya da çözemediğimiz bir sorunun ardından video izleme ihtiyacı hissediyorsak, burada yönetmemiz gereken şey teknoloji değil, dikkat alışkanlığımızdır.

Dikkat, tıpkı bir kas gibidir. Kullanılmadığında zayıflar, doğru şekilde çalıştırıldığında ise güçlenir.

Bir Bildirim Gelmese Bile Dikkat Dağılabilir

Birçok öğrenci, ders çalışırken telefonuna hiç bakmadığını söyler. Sonra küçük bir sessizlik olur ve şu cümle gelir:

"Acaba biri mesaj attı mı?"

İşte dikkat bazen ekranla değil, beklentiyle bölünür.

Telefon masada dururken zihnin bir bölümü sürekli oraya bağlı kalabilir. Bu nedenle bazı öğrenciler saatlerce masa başında otursa bile günün sonunda öğrendiklerini hatırlamakta zorlanır.

Burada kaybedilen yalnızca zaman değildir; odaklanmanın ritmidir.

Saatlerce Çalışıp Neden Verim Alınamıyor?

Bana göre bu sorunun cevabı çalışma süresinde değil, çalışma biçiminde saklı.

Dört saat boyunca sık sık bölünen bir dikkatle çalışmak mı daha etkilidir, yoksa kırk dakika boyunca gerçekten odaklanabilmek mi?

Çoğu zaman öğrenciler ilk seçeneği tercih ettiğini fark etmeden yaşıyor.

Parçalanmış Dikkatin Görünmeyen Etkisi

Kitap açık oluyor.

Video oynuyor.

Telefon masada duruyor.

Kulaklıkta müzik var.

Arada mesajlar cevaplanıyor.

Sonra günün sonunda "Bugün bütün gün ders çalıştım." düşüncesi oluşuyor.

Oysa zihin aynı anda birçok işle meşgul olduğunda, öğrenme süreci yavaşlıyor. Verimsizlik çoğu zaman tembellikten değil, parçalanmış dikkatten kaynaklanıyor.

Başarılı Öğrencilerin Ortak Özelliği

Koçluk sürecinde farklı başarı seviyelerindeki öğrencilerle çalışma fırsatım oluyor.

En başarılı öğrencilerin ortak noktası çok uzun saatler çalışmaları değil.

Onlar çalışacakları zamanı önceden belirliyor, dikkatlerini dağıtan unsurları mümkün olduğunca azaltıyor ve kendilerine gerçek molalar veriyor.

En önemlisi de çalışma süresince tek bir işle ilgileniyorlar.

Başarı bazen daha fazla çalışmaktan değil, çalışırken gerçekten orada olmaktan geçiyor.

Telefonu Yasaklamak Çözüm mü?

Bazı aileler ilk çözüm olarak telefonu tamamen ortadan kaldırmayı düşünüyor.

Kısa süreli sonuçlar alınsa da kalıcı değişim çoğu zaman böyle oluşmuyor.

Çünkü telefonu elinden alınan öğrenci, dikkatini yönetmeyi öğrenmiş olmuyor.

Asıl ihtiyaç duyulan beceri, dışarıdan gelen uyaranlar olsa bile hedefe odaklanabilmeyi geliştirmektir.

Hayatın ilerleyen dönemlerinde telefon da olacak, sosyal medya da. Önemli olan bunlarla sağlıklı bir sınır kurabilmektir.

Küçük Bir Deney Yapmaya Ne Dersin?

Bir gün boyunca ders çalışırken telefonunu ulaşamayacağın bir yere bırak.

Sonra kendine şu üç soruyu sor:

Kendine Şu Üç Soruyu Sor

Telefona bakma isteği en çok hangi anda ortaya çıktı?

O anda gerçekten ihtiyacın olan şey telefon muydu, yoksa kısa bir mola mı?

Dikkatin dağıldığında yeniden odaklanmak ne kadar sürdü?

Bu soruların cevabı, çalışma alışkanlıkların hakkında düşündüğünden daha fazla şey söyleyebilir.

Bugünün öğrencileri bilgiye ulaşmakta hiç zorlanmıyor. Asıl zor olan, bilgiye ulaşırken dikkati koruyabilmek.

Belki de başarıyı belirleyen en önemli becerilerden biri artık daha hızlı çalışmak değil, daha bilinçli odaklanabilmek.

Telefon hayatımızın bir parçası olmaya devam edecek. Ancak geleceğini şekillendirecek olan şey, telefonun kaç modele sahip olduğu değil; senin dikkatini hangi yöne çevirmeyi seçtiğin olacak.

Belki de bugün kendine sorabileceğin en güçlü soru şu:

"Ben gerçekten ders mi çalışıyorum, yoksa sadece ders çalışıyormuş gibi mi hissediyorum?"

Bazen bu soruya verilen dürüst bir cevap, değişimin başladığı ilk adımdır.

Özlem Ersül

ICF Yaşam & İlişki & Eğitim Koçu

Uzman Profili