Çocuğunuzun Öfke Patlamaları Aslında Bir İmdat Çağrısı Olabilir
Evde aniden yükselen çığlıklar, sertçe kapatılan kapılar veya yere fırlatılan eşyalar... Anne babalar için yönetilmesi en zor ve en yıpratıcı anlar hiç şüphesiz bu öfke patlamalarıdır. Bir ebeveyn olarak o anda yalnızlık, çaresizlik veya öfkenin kendisine karşı büyük bir tepki hissetmeniz son derece doğaldır. Ancak geriye çekilip tabloya daha geniş bir perspektiften baktığımızda, öfkenin çocuklarda ve ergenlerde çoğu zaman sadece buzdağının su üstünde kalan kısmı olduğunu görürüz.
Suyun altında ise keşfedilmeyi bekleyen çok daha derin duygusal yükler yatar. İfade edilemeyen hayal kırıklıkları, akademik alanda yetersiz hissetme kaygısı, arkadaş çevresinde kabul görmeme korkusu ya da ebeveynleri tarafından anlaşılamama hissi...
Çocuklar, henüz gelişim aşamasında olan zihinsel yapıları nedeniyle bu ağır duyguları kelimelere dökmekte zorlanırlar. İletişim dilini kuramadıklarında ise bedenleri ve davranışları devreye girer; biriken tüm bu karmaşık hisler dışarıya öfke patlaması olarak sızar. Bu açıdan bakıldığında, sert bir öfke tepkisi aslında "Beni duy, bir şeylerle baş edemiyorum!" diyen sessiz bir imdat çağrısıdır.
Çocuğunuz fırtınalı bir öfke anındayken ona söylenen "Sakin ol!", "Abartacak ne var?", "Yeter artık!" gibi komutlar hiçbir işe yaramaz. Hatta bu durum, coşkun bir denize "Dalgalanmayı kes!" demekten farksızdır. Çünkü yoğun duygu anında mantık beyni devreden çıkar ve yerini hayatta kalma dürtülerine bırakır. O esnada çocuğun ihtiyacı olan şey öğüt dinlemek değil, bir yetişkinin kapsayıcı ve sakin varlığını hissetmektir.
Toplum olarak sıklıkla düştüğümüz en büyük hatalardan biri, öfkeyi "kötü" ve yok edilmesi gereken bir duygu olarak görmektir. Oysa öfke; tıpkı sevinç, hüzün veya heyecan gibi son derece doğal ve sağlıklı bir insani duygudur. Burada asıl mesele öfkeyi bastırmak değil, o duyguya alan açarak onu yıkıcı olmayan, doğru kanallarla ifade etmeyi öğretmektir.
Erken çocukluk dönemiyle başlayan duygusal gelişim yolculuğunda, çocukların hem kendi sınırlarını hem de hissettikleri karmaşık duyguları tanıması hayati önem taşır. Çocuk, hissettiği öfkenin kabul edilebilir olduğunu ama bu duyguyla çevreye zarar vermenin kabul edilemez olduğunu öğrenmelidir. Ebeveynler olarak ev içinde kendi stresimizle nasıl baş ettiğimiz, kriz anlarında nasıl tepkiler verdiğimiz çocuklar için en büyük modeldir. Siz sakin kalabilme becerisini gösterdikçe, çocuk da duygularını düzenlemeyi öğrenecektir.
Onların yaşadığı yoğun hisleri küçümsemeden, geçiştirmeden dinlemek ve "Şu an gerçekten çok öfkelisin ve seni anlıyorum" mesajını verebilmek, patlamaların sıklığını azaltan ilk ve en güçlü adımdır. Unutmayın; sınırları çizilmiş ama duygusu kabul görmüş bir çocuk, öfkesini bir savunma silahı olarak kullanmaya ihtiyaç duymaz.
Buket Beyda Ceran
Psikolojik Danışman - Bireysel Koç

Türkçe
