Kendimizi ifade etmek, yalnızca doğru kelimeleri seçmekten ibaret değildir. Ne söylemek istediğimizi bilsek bile bazı durumlarda kelimelerimizi toparlamakta, düşüncelerimizi aktarmakta ya da kendimizi olduğumuz gibi ortaya koymakta zorlanabiliriz. Özellikle stresli, heyecanlı veya bizim için önemli olan konuşmalarda sesimiz, nefesimiz, bedenimiz ve düşüncelerimiz birbirinden farklı tepkiler verebilir.
Bazen söylemek istediğimiz cümle zihnimizde oldukça nettir; ancak konuşmaya başladığımızda sesimiz değişebilir, hızlanabilir, kelimeleri unutabilir veya kendimizi gereğinden fazla açıklama ihtiyacı hissedebiliriz. Kimi zaman da karşımızdaki kişinin ne düşüneceğine odaklanırken kendi söylemek istediğimiz şeyden uzaklaşabiliriz.
Konuşma koçluğu, tam da bu noktada kişinin kendini daha yakından tanımasına ve ifade biçimini daha bilinçli şekilde geliştirmesine destek olabilir.
Kendini ifade etmek neden zaman zaman zorlaşır?
Konuşma sırasında yaşadığımız güçlüklerin arkasında yalnızca iletişim becerileri olmayabilir. Geçmiş deneyimlerimiz, kendimizle ilgili düşüncelerimiz, hata yapma korkumuz veya başkaları tarafından nasıl algılanacağımıza ilişkin kaygılarımız konuşma biçimimizi etkileyebilir.
Örneğin bir toplantıda fikrimizi paylaşmadan önce “Yanlış bir şey söylersem ne olur?” diye düşünmek, dikkatimizi söylemek istediğimiz şeyden uzaklaştırabilir. Bir sunum sırasında heyecanlandığımızda nefesimizin hızlanması veya bedenimizin gerilmesi de konuşmamızın akışını değiştirebilir.
Bu nedenle daha rahat konuşabilmek için yalnızca diksiyon, kelime seçimi veya ses kullanımı üzerine çalışmak yeterli olmayabilir. Kişinin konuşma sırasında kendisinde neler olduğunu fark etmesi de önemli bir başlangıç noktasıdır.
Konuşma koçluğu nasıl bir alan açar?
Konuşma koçluğu, kişinin kendini ifade etme biçimine dışarıdan bakabilmesini sağlayan bir çalışma alanı sunar. Burada amaç kişiye tek bir “doğru konuşma biçimi” kazandırmak değil, kendi sesini ve iletişim tarzını daha bilinçli şekilde kullanabilmesine destek olmaktır.
Süreç içerisinde kişinin konuşurken yaşadığı zorlanmalar, düşünce kalıpları, bedensel tepkileri ve iletişim alışkanlıkları birlikte ele alınabilir. Kişi hangi durumlarda daha rahat konuştuğunu, hangi durumlarda kendisini tuttuğunu veya konuşma sırasında dikkatinin nereye yöneldiğini fark etmeye başlayabilir.
Bu farkındalık, değişimin önemli bir parçasıdır. Çünkü çoğu zaman otomatik olarak yaptığımız bir davranışı fark etmeden değiştirmeye çalışmak yerine, önce o davranışın bizde nasıl ortaya çıktığını görmek daha sürdürülebilir bir zemin oluşturur.
Konuşurken bedenimizi de dinlemek
Konuşma yalnızca zihinsel bir süreç değildir. Sesimiz, nefesimiz, beden duruşumuz ve konuşma hızımız içinde bulunduğumuz durumdan etkilenir.
Heyecanlandığımızda nefesimizi tutabilir, omuzlarımızı sıkabilir, daha hızlı konuşabilir veya sesimizin tonunu değiştirebiliriz. Bazen de konuşurken bedenimizde oluşan gerilimi fark etmeden yalnızca “Daha iyi konuşmalıyım” düşüncesine odaklanırız.
Farkındalık temelli bir yaklaşımda ise bu tepkileri bastırmak yerine önce fark etmek önem kazanır. Konuşma sırasında nefesin nasıl değiştiğini, bedenin hangi bölgelerinde gerilim oluştuğunu veya zihnin hangi düşüncelere yöneldiğini gözlemlemek, kişinin kendi iletişim sürecini daha yakından tanımasına yardımcı olabilir.
Bu yaklaşım, konuşma öncesindeki heyecanı tamamen ortadan kaldırmayı hedeflemekten çok, kişi heyecanlandığında da kendisiyle bağlantısını sürdürebilmesine alan açar.
Daha rahat konuşmak, daha çok konuşmak anlamına gelmez
Kendini rahat ifade etmek, her durumda çok konuşmak veya kusursuz cümleler kurmak demek değildir. Bazen daha rahat iletişim kurabilmek, ne söylemek istediğimizi daha iyi fark etmek ve bunu gereğinden fazla açıklamaya ihtiyaç duymadan aktarabilmek anlamına gelir.
Kimi zaman bir fikri açıkça söylemek, kimi zaman bir sınır koymak, kimi zaman da düşünmek için kendimize zaman tanımak iletişimin bir parçasıdır.
Bu nedenle konuşma koçluğunda hedef yalnızca akıcı veya etkileyici konuşmak olmayabilir. Kişinin kendi düşüncesini, duygusunu ve ihtiyacını daha net fark ederek bunları kendi tarzına uygun biçimde ifade edebilmesi de sürecin önemli bir parçasıdır.
Konuşma koçluğu kimler için destekleyici olabilir?
Kendini ifade ederken sık sık zorlandığını hisseden, topluluk önünde konuşurken heyecanlanan, toplantılarda düşüncelerini paylaşmakta çekinen veya günlük ilişkilerinde söylemek istediklerini daha açık ifade etmek isteyen kişiler için konuşma koçluğu destekleyici bir çalışma alanı olabilir.
Aynı zamanda iletişim becerilerini geliştirmek isteyen ancak bunu yalnızca teknik konuşma egzersizleri üzerinden değil, kendisini daha yakından tanıyarak yapmak isteyen kişiler de bu yaklaşımdan faydalanabilir.
Buradaki temel amaç kişiyi başka birine dönüştürmek değil; kişinin zaten sahip olduğu ifade gücünü fark etmesine ve bunu daha bilinçli kullanabilmesine alan açmaktır.
Kendi sesini bulmak
Kendini rahat ifade edebilmek çoğu zaman bir anda gerçekleşen bir değişimden çok, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkinin zaman içinde dönüşmesiyle ilgilidir. Konuşurken neden gerildiğini, hangi durumlarda sustuğunu, ne zaman kendisini daha rahat ortaya koyabildiğini fark etmek bu sürecin önemli parçalarından biridir.
Konuşma koçluğu bu keşif sürecinde kişiye eşlik edebilir. Zihin, beden ve ses arasındaki bağlantıyı fark etmek; otomatik iletişim kalıplarını gözlemlemek ve farklı ifade biçimlerini deneyimlemek, kişinin günlük yaşamda daha bilinçli bir iletişim kurmasına yardımcı olabilir.
Çünkü daha rahat ifade etmek, her zaman daha güçlü bir ses çıkarmakla ilgili değildir. Bazen kendi sesimizi duyabilmek, ne söylemek istediğimizi fark edebilmek ve bunu olduğumuz halimizle ifade edebilecek kadar kendimizle bağlantıda kalabilmekle ilgilidir.
Aslı Özbek
Mentörlük - Koçluk

Türkçe
