Akademik İngilizce (EAP) ve Genel İngilizce Arasındaki O İnce Çizgi
Üniversite hazırlık sınıfındasınız, yüksek lisans tezine hazırlanıyorsunuz ya da uluslararası bir dergi için makale yazmanız gerekiyor. Klavyenin başına geçtiniz, heyecanla "I think this is a good idea" yazdınız ve hocanız veya editörünüz cümlenin üzerini kırmızı kalemle çizdi. Neden mi?
Çünkü Akademik İngilizce (English for Academic Purposes - EAP), günlük sohbet dilinden ve hatta genel İngilizceden tamamen farklı, kendine has kuralları olan bambaşka bir disiplindir. Günlük hayatta kendimizi en pratik ve samimi şekilde ifade etmeye çalışırken, akademik dünyada kelimelerin arkasındaki ağırlığa, nesnelliğe ve kanıta dayalı bir yapıya ihtiyaç duyarız.
Günlük dilde her şey akışkan ve kişiseldir; akademik dilde ise yapı sağlam ve mesafelidir:
Günlük Dilde: "I think this is a good idea" (Bence bu iyi bir fikir)
Akademik Dilde: "This approach demonstrates significant potential" (Bu yaklaşım önemli bir potansiyel göstermektedir) ya da "Evidence suggests that this method is highly effective" (Kanıtlar, bu yöntemin oldukça etkili olduğunu düşündürmektedir).
Benzer şekilde;
Günlük Dilde: "A lot of people think..."
Akademik Dilde: "Numerous studies suggest that..."
Peki, bu iki dünya arasındaki keskin çizgiyi belirleyen temel unsurlar nelerdir ve yazınızı akademik seviyeye taşımak için nelere dikkat etmelisiniz?
- Öznel Zamirlerden Kaçınmak: "Ben" Değil, "Çalışma" Konuşur
Günlük dilde "Bence", "Ben buldum", "Ben düşünüyorum" demek oldukça doğaldır. Ancak akademik yazımda ilk tekil şahıs olan "I" veya çoğul şahıs olan "We" kullanımı genellikle hoş karşılanmaz. Odakta siz değil, araştırmanız ve ortaya koyduğunuz bulgular olmalıdır.
Kaçınılması Gereken: "I analyzed the data and found that..."
Tercih Edilmesi Gereken: "The data analysis indicates that..." veya "As demonstrated in this study..."
Bu geçiş, yazınıza kişisel bir fikir olmaktan çıkıp bilimsel bir gerçeklik boyutu kazandırır.
- Kesinlik ve Aşırı Genellemelerden Arınmak (Hedging)
Akademik dilde "Herkes bunu biliyor", "Kesinlikle böyledir" gibi keskin iddialara yer yoktur. Bilimsel bilgi her zaman gelişime ve yeni kanıtlara açık olduğu için, iddialarımızı belirli bir yumuşatma (hedging) sanatıyla ifade etmemiz gerekir. "Might", "may", "tend to", "suggest", "appear to" gibi kalıplar bu yüzden akademik metinlerin vazgeçilmezidir.
Günlük İfade: "This causes cancer." (Bu kansere yol açar.)
Akademik İfade: "This may contribute to the development of... " (Bu durum, ... gelişimine katkıda bulunabilir.)
- Kelime Dağarcığı: Günlük Fiiller Yerine Akademik Terimler
Genel İngilizcede sıkça kullandığımız bazı fiiller akademik metinlerde fazla "basit" veya "konuşma dili" kaçar. Örneğin bir durumu "göstermek" için günlük dilde show kelimesini kullanırken, akademik dilde bağlama göre demonstrate, indicate, illustrate, exhibit veya reveal gibi daha nitelikli fiilleri tercih ederiz.
Genel: "The results show that..."
Akademik: "The results yield clear evidence that..." veya "The findings clearly illustrate..."
- Nesnellik ve Pasif Yapıların Gücü
Akademik İngilizcede anlatım kimin yaptığına değil, ne yapıldığına odaklanır. Bu nedenle pasif (edilgen) yapılar metne resmi ve tarafsız bir hava katar. Olayı kişilerden bağımsızlaştırarak evrensel bir düzleme taşır.
Etken: "Researchers conducted the experiment in three phases."
Edilgen (Akademik): "The experiment was conducted in three phases."
Sonuç Olarak
Makale yazarken, proje hazırlarken ya da akademik bir sunum yaparken doğru jargon ve yapıları kullanmak, başarınızın anahtarıdır. Akademik İngilizce ilk başta kısıtlayıcı gelebilir; ancak kurallarını sindirdikçe fikirlerinizi ne kadar güçlü, ikna edici ve profesyonel bir şekilde ifade edebildiğinizi fark edersiniz.
Kırmızı kalemlerle çizilen o cümleler, aslında bu profesyonel dünyanın kapısını aralayan ilk adımlardır.
Zeynep Seza Coşkun
İngilizce Dil Eğitmeni

Türkçe
