İşitme kaybı yalnızca belirli bir yaş grubunu ilgilendiren bir durum değildir. Dünya genelinde çocuklardan yetişkinlere kadar milyonlarca insan farklı düzeylerde işitme kaybıyla yaşamaktadır.
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 1,5 milyardan fazla insan bir miktar işitme kaybı yaşıyor. Bu sayının 2050 yılına kadar 2,5 milyara yaklaşması bekleniyor.
İşitme kaybı doğuştan olabileceği gibi çocukluk döneminde, yetişkinlikte veya ilerleyen yaşlarda da ortaya çıkabiliyor.
Türkiye’de İşitme Kaybı
Türkiye’de de işitme kaybı farklı yaş ve nedenlerle ortaya çıkmaktadır. Bazı bireyler doğuştan işitme kaybı ile dünyaya gelirken, bazı bireylerde ise hastalık, genetik faktörler, enfeksiyonlar, gürültüye maruz kalma, yaşlanma veya başka sağlık nedenleriyle sonradan işitme kaybı gelişebilmektedir.
Bu nedenle işitme kaybı yaşayan herkes aynı iletişim yöntemini kullanmaz.
Bazı bireyler işitme cihazı kullanarak çevredeki sesleri daha iyi duyabilir. Bazı bireyler ise koklear implant gibi teknolojilerden yararlanabilir. Bunun yanında özellikle ileri ve çok ileri derecede işitme kaybı bulunan bireyler için Türk İşaret Dili, iletişimin önemli bir parçası olabilir.
Doğuştan İşitme Kaybı ve Dil Gelişimi
Doğuştan işitme kaybı olan çocuklarda erken tanı ve uygun iletişim desteği büyük önem taşır.
Çocuğun işitme düzeyine, ailesinin tercihine ve uzmanların değerlendirmesine göre işitsel-sözel eğitim, işitme cihazları, koklear implant ve Türk İşaret Dili gibi farklı iletişim ve eğitim yöntemlerinden yararlanılabilir.
Buradaki en önemli nokta, çocuğun erken yaşta erişilebilir bir iletişim diline ulaşabilmesidir.
Çünkü iletişim yalnızca sesleri duymakla ilgili değildir. Çocuğun kendisini ifade edebilmesi, çevresini anlayabilmesi, eğitim alabilmesi ve sosyal ilişkiler kurabilmesi de büyük önem taşır.
Cihaz Kullanan Bireyler de İşaret Diline İhtiyaç Duyabilir
İşitme cihazı veya koklear implant kullanmak, kişinin her ortamda ve her koşulda kusursuz şekilde duyduğu anlamına gelmez.
Gürültülü bir ortam, kalabalık bir toplantı, uzaktan konuşan bir kişi veya birden fazla kişinin aynı anda konuşması iletişimi zorlaştırabilir.
Bu nedenle cihaz kullanmak ile işaret diline ihtiyaç duymak birbirinin zıttı değildir.
Bazı bireyler hem teknolojik işitme cihazlarından yararlanabilir hem de Türk İşaret Dilini kullanabilir.
Asıl Mesele: İletişime Erişebilmek
Doğuştan işitme kaybı olan, sonradan işitme kaybı yaşayan, işitme cihazı veya koklear implant kullanan bireylerin ihtiyaçları birbirinden farklı olabilir.
Ancak hepsinin ortak noktası şudur:
Herkes anlaşılmak, bilgiye ulaşmak ve kendisini ifade edebilmek ister.
Bu nedenle toplumda yalnızca işitme teknolojilerinin değil, Türk İşaret Dilinin de bilinirliliğinin artırılması büyük önem taşımaktadır.
Bir sağlık çalışanının, öğretmenin, kamu personelinin, işverenin veya toplumdaki herhangi bir bireyin işaret diliyle temel iletişim kurabilmesi, işitme kaybı yaşayan bir kişinin hayatında önemli bir fark yaratabilir.
Bir Dil Öğrenmekten Daha Fazlası
Türk İşaret Dili öğrenmek, yalnızca yeni kelimeler ve işaretler öğrenmek değildir.
Bir insanın kendisini ifade edebilmesine, anlaşılabilmesine ve toplumun içinde daha güçlü bir iletişim kurabilmesine katkı sağlamaktır.
İletişim herkes için erişilebilir olduğunda, toplum da herkes için daha kapsayıcı hale gelir.
Melike Kahrıman
Türk İşaret Dili Tercümanı ve Eğitmeni

Türkçe
